2 Ocak 2010 Cumartesi

Lodos, Soul Kitchen, İlk Sinema....

Herkesin bildiği üzere güneybatıdan esen rüzgarlara lodos denir. Bende dahil olmak üzere birkaç gündür sokağa çıkan insanların birebir olarak, evde oturup bu havada dışarı çıkılmaz diyenlerin ise; pencerelerden seyrederek ve televizyondan izleyerek gördüğü kadarıyla bu illet ülkede dam üstünde dam bırakmadı... Ne dışarıda adam akıllı gezebildik! Ne de evde pencere, panjur kapayıp açmaktan adam akıllı oturabildik! Tamam! Kabul ediyorum Ocak ayında 20 derece hava olması güzel bir şey; lakin düzgünce yaşayamadıktan sonra da o yirminin bir anlamı kalmıyor…

Dün akşam, bugüne nazaran daha hafif lodoslu bir günün sonunda uzun zamandır beklediğim, lakin geçtiğimiz cuma günü yeni vizyona giren Fatih Akın'ın Soul Kitchen adlı filmine gittik. Fragmanında sadece komedi olduğunu düşündüğüm film beni bu anlamda biraz şaşırtsa da, sakin kafa ile biraz oturup düşünüldüğünde filmdeki karakterlerin özenle seçilmiş, son derece gerçekçi yani gerçek hayatta çevremizde olabilecek kişilerden oluştuğu anlaşılıyor. Kısacası güzel hikaye, iyi seçilmiş karakterler ve hareketli film müzikleri ile birleşmiş, ortaya seyir keyfi yüksek bir film çıkmış(Konusundan hiç bahsetmiyorum...). Biraz mutfağa da ilgi duyuyorsanız gitmeniz gereken bir film olduğunu söyleyebilirim…

İtiraf ediyorum elimdeki filmleri bitirmek istediğimden uzun zamandır sinemaya gitmemiştim. Aslında seyredilebilecek film var mıydı diye de düşününce de aklıma hiçbir şey gelmiyor; lakin bahsetmek istediğim şeyde bu değil zaten! Film güzeldi. İçinde olduğum ortam kat kat güzeldi…

Siz ilk olarak ne zaman hangi filme gittiğinizi hatırlıyor musunuz? Kendim için tarih veremiyorum; ama üç tane film gözümün önüne biraz flu olsa da geliyor. Godzilla (seksenlerdekini kastediyorum), adını bilmediğim bir Emrah filmi ve son olarak Geleceğe Dönüş 2… Bunların ilk ikisi o yaşlarda ufacık bir çocuk olan bana içindeki sahneler yüzünden küçük travmalar yaşatmıştı. Neydi mi onlar!!! Ağzından ateş çıkan, ortalığı yakıp yıkan canavar filmin sonunda ölüyor ve filmdeki herkes ağlamaya başlıyor! (Annemler bana daha sonra neden ağladıklarını açıklasa da sebep mantıklı gelmemiş. “Canavar öldü! Ağlayacağınıza gülsenize oğlum, kurtuldunuz!” demiştim içinden…) Emrah filmi ise; her zamanki gibi amcasından yediği kazıklar, bir de Tecavüzcü Coşku’nun Emrah’ın kardeşi ya da kız arkadaşı ile girdiği münasebetler bakımından “Ne oluyor ya?” diye sormamı sağlamıştı. Konu film olunca aslında insanın bayağı da yazası geliyor ama şimdilik biz bir nokta koyup, cümlemizi bitirelim… Bir dahaki sefere daha fazlasını yazarız…. Bu arada ilk gittiği filmi hatırlayan var mı ? Paylaşırsanız mutlu olurum….

Tekrar görüşmek üzere…

Sevgiler…

3 yorum:

  1. konuları birbirine bağlayış şekline bayılıyorum.ilk gittiğim sinema "güle güle"ydi.o zaman orta 1'deydik ve bizim yüzümüzden kimse doğru düzgün filmi izleyememişti:)

    YanıtlaSil
  2. Yazını okuduktan sonra ilk gittiğim filmi bulmak için küçük çapta bir araştırma yapmak zorunda kaldım lakin sonuca ulaşamadım.Çünkü hatırladığım kadarıyla ilk sinema deneyimim şu üstü açık yazlık sinemalar vardı orda olmuştu.Seneyi düşün artık ben diyim 20,sende 22sene önce.O zamanın filmlerini aradım taradım bir sonuç yok malesef.Aklıma tek kazınan bir ara bizimkilerin yanından uzaklaşıp kaybolduğum..Nerdeyse kendim filme konu olucaktım :))
    Neyse blog sahibinden çok yazı yazmak olmaz..;)
    sevgi ve tebessümle kal.. SLN

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler Atiye ve Selin biraz geç oldu ama : ) ...

    YanıtlaSil