16 Aralık 2009 Çarşamba

Müzik, Hatıra vs. Üzerine....

Gece yarısına yakın bir vakitte ne kadar süreceğini bilmeden bir şeyler yazmak için yine oturdum bilgisayarın başına... Arkamda duran masa lambasından çıkan mum ışığına benzer loş ışık, önümdeki duvarda ikide birde gözümü alan benden büyük bir gölge oluştururken, sesi çok hafif açık olan bilgisayarımın hoparlöründen çıkan müzik de gece olmasından ötürü neredeyse tüm evde yankılanıyordu.

Sabah zinde bir biçimde kalkıp iş görüşmesine gitmeme rağmen görüşmedeki nemrut kadından olduğunu düşündüğüm bir sebepten ötürü öğlene doğru tüm enerjimin çekilmiş olduğunu hissediyordum. Eve gelip üstümü değiştirip birazda ıvır zıvır şeylerle oyalandıktan sonra İzmit'e Tuğba’nın yanına gittim. Tuğba kocası Yiğit ile birlikte şimdilik Cezayir'de yaşayan çok tatlı bir arkadaşım... Aslında başka bir arkadaşımın vasıtasıyla kısa süre önce tanışmama rağmen; şu an sanki yıllardır kendisini tanıyormuşum gibi hissediyorum. Bazı insanlar vardır dışarıdan bakıldığında farklı bir enerjileri olduğunu hissedersiniz hani! O da böyle bir enerjiye sahip. Uzun zamandır kimseyle böyle uzunuzun ve güzelce konuşmamıştım... İyi ki de söz vermişim fotoğrafını çekmeye geleceğim diye!!! Çok teşekkür ederek, buradan sana ve Yiğit'e kocaman selamlar yolluyorum....

Aslında birkaç gündür yeni bir şeyler yazmak istiyordum. Şarap hakkında bir şeyler de karalamıştım; ancak şunu fark ettim ki müzik dinlerken müzik hakkında yazabiliyorsunuz, lakin şarap içerken şarap hakkında bir şeyler yazamıyorsunuz!!! Sürekli bir gevşeme durumu oluyor nedense… Müzik ile ilgili yazma fikri nerden geldi derseniz, gün içerisinde Tuğba ile birlikte iken oturduğumuz bir mekânda dinlemiş olduğum birkaç parça yol açtı tüm bunlara… Bazı parçalar ya da gruplar vardır hayatınızın belli bir döneminde dinlediğiniz. Belli dönemler de bu parça ya da grupları tekrar dinlediğinizde bir anda kafanızda hatıralar vs.ler beliriyor ve bu hatıralarda sanki depresyondasınız da prozac almış gibi bir etki yaratıyor üzerinizde… Herkes de bu şekilde mi işliyor bahsettiğim şey bilemiyorum; yalnız tek bildiğim durum bende bundan ibaret…

Üniversiteyi kazandığımda bir yurtta kalıyordum. O döneme ait aklımda kalan parçalardan bir tanesi de, üniversiteye geliyorum diye almış olduğum walkmanımda şu an sert diye dinlemediğim ya da dinleyemediğim ama o zamanlar taparak dinlediğim Rotting Christ’ın Triarchy of the Lost Lovers albümünün Shadow Follow adlı parçasıydı… Eskişehir’in soğuk gecelerinde yürürken bu parçayı walkmanda kaç kere başa sarıp dinlemediğimi hatırlamamakla birlikte; soğuktan ötürü kat kat giyindiğimi, ısınmak ve yurda hemen dönmek niçin hızlı hızlı yürümemi ve yürürken o zaman uzun olan saçlarımın yüzüme değdiği zaman verdiği hissi hiçbir zaman unutmayacağım…

Akşam Tuğba ile vedalaştıktan sonra geri dönerken yapmış olduğum otobüs yolculuğu da dinlediğim pek çok parça sayesinde sanki geçmişime yapmış olduğum bir yolculuğa dönüştü… Yolculuk bitene kadar yanımda oturan ve garip hareketler yaparak durduk yere gülen adam dışında her şey çok güzeldi; ama her güzel şey gibi bu yolculukta bitti….

Okuduğunuz için teşekkürler….

Tekrar Görüşmek Üzere…

Anıl

10 Aralık 2009 Perşembe

Selamlar...

Neden yazıyorum... Yıllar yılı günlük yazan insanlara çok özenen biri olarak belli dönemlerde bir şeyler yazmaya çalıştım. Ancak küçüklükten gelen yanlışlar silsilesi ie birlikte daha ilkokulda yazı yazarken ya da ödev yaparken (aslında yapmıyorken) kalemle gereğinden fazla haşır neşir olmam bu hevesimi küçük yaşlarda kırdı. Yine de dediğim gibi yılmadım belli dönemlerde ara ara yazdım. Tam bu sırada imdadıma bilgisayar yetişti ve bu sayede adam gibi bir şeyler yazabildim; ama normal insanların kalem kağıtla kurduğu ilişkiye de hep imrendim. Taki askere kadar... Askerde teknolojiden uzak olmanın bir avantajı ile o imrendiğim kağıt kaleme geri döndüm. Uzun ve bitmeyen gecelerde yapacak pek de bir şey olmadığı için bol bol yazdım. Hayatımda atmadığım kadar mektup attım; almadığım kadar mektup aldım. Küçükken yazılışına çok az tanıklık ettiğim kağıt parçalarını göndermenin tadı bir ise; almanın tadı ondu benim için. Arada o zamanlar yazdığım günlüğüme baktığımda yazdığım çoğu şeyin depresif olduğunu görsem de o dönemde en azından bir şeyler yazmak içimi dökmemi ya da kağıda kusmamı sağladı : ) ... Bir nevi meditasyondu... Askerlik bitti, teknolojiye kavuştuk ve maalesef yeniden kağıt kalemi bir kenara bıraktım... Arada bir elime alsam da artık o bir kaç sene önceki ilişkimiz eski düzeyinde değil. Şimdi neden mi yazıyorum... Sanırım yazarken kendimi daha iyi ifade ediyorum...

Görüşmek üzere tekrardan.....