26 Eylül 2011 Pazartesi

Yalnızlık, Yaratıcılık...

Eylül’ün devrilmesine birkaç gün kala, İstanbul’da sonbaharın etkisini iyice hissettirmeye başladı şu sıralar. Uzun bir süre sonra bu sabah arabada işe giderken üşüdüğümü fark etmekle birlikte akşam yine bir ay önce pencereleri açık, vantilatörlü oturduğum salonumda tüm pencerelerim kapalı olmasına rağmen şort ve tişört ile oturan bu satırların sahibi üşüme sınırında gidip geliyor.
Uzun zamandır tekrardan yazmak istiyordum aslında… Kaç kere denemeye çalıştım, yarıda bıraktım. Bir şeyler illaki engel oldu. Ev tadilatı, abimin evliliği, yurt dışından gelen misafirler, iş yoğunluğu vs.ler derken sanırım algım şaştı ve zaman kavramımı yitirdim. İnanır mısınız Eylül ayının içerisinde olduğumuz bu zamanda geriye doğru baktığımda, geride bıraktığım zaman için aslında tonlarca şey söyleyebilecek olmama rağmen, zamanın nasıl geçtiği, hatta bu aya ne zaman geldiğimiz konusunda da söyleyeceklerim birkaç satırdan fazlası değil. Zamanın bu kadar çabuk geçmesi insana oldukça korkutucu geliyor düşününce… Farkına varmadan yitip gitmesi… Gün içerisinde, iş ve ev arasında gidip gelen çizgide bunun farkına pek varmıyor insan; ancak eve gelip ayaklarınızı uzattığınız yalnız kaldığınızda bir şeylerin değerini daha iyi anlıyorsunuz. Yalnızlığın zamanı az da olsa durduğunu fark ediyorsunuz.
Çevremdeki çoğu insanı korkutan yalnızlık, zamanı durdurmanın dışında neden bana bu kadar huzur verir diye düşündüğümde sanırım şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki(her ne kadar bende bazı şeyler de yalnız olmak istemesem de) bugüne kadar yaptığım en iyi şeyleri aslında yalnız olarak yapmamdır. Çektiğim en güzel fotoğraflar, üniversitede hazırladığım tezler, yaptığım güzel yemekler, aklıma şu an gelmeyen ve üstesinden geldiğim pek çok şey… Bu yazıyı okuyan herkesin de üç aşağı bir yukarı aynı hislere sahip olduğunu düşünüyorum. Yalnız olmak istememize rağmen; aslında en başarılı ve yaratıcı olduğumuz zamanlar genel de yalnız kaldığımız zamanlar… Tabi bunu istisna olduğu durumlar kendim için de yok değil aslında! Tam olarak kanıtlama fırsatım olmasa da! Özellikle alkol aldığım zamanlar da çakır keyif olduğum için; çok yorgun olduğum zamanlar da kıçımı kaldırıp not edemediğim için nerden geldiğini bilmediğim ama son derece yaratıcı olduğunu düşündüğüm fikirlerimi sabah uyandığımda tamamen unutuyorum(Bunun da herkesin başına geldiğini düşünüyorum : ) ). Otuz yaşıma kadar buna bir çözüm bulamamakla birlikte bu konuda yardımı olabilecek herkesin yardımlarını bekliyorum.

Teşekkürler...
Anıl